Ana içeriğe atla

değişken sanal klavye

Gidip modemi iade etmem lazım ama üşeniyorum ama iyi ki üşenmişim de arkadaki kabloları sökmek yerine "aynı kablolarını kullansam da bir şey olmaz." demişim. Böylece sorunun aslında modemde değil de adaptörde olduğunu fark ettim. Ama keşke diyorum, keşke üşenseydim de o son dilim vişneli irmik tatlısını yemeseydim. Yalnız günlerdir değişken sanal klavyede şifre girmekten başım dönmüştü resmen. Neyse ki beklediğim ödeme son anda geldi de kredi kartını ödedim. Şişko değilim aslında, şöyle bir 10 kilo versem gayet fitim. Tabii o 10 kilonun nereden baksan 6 kilosu göbekte toplandığı için hoş bir görüntü olmuyor. Ondan yani. Bir de tabii işi sağlama almak için önce adaptör alayım da belki bulamazsam falan modemi iade etmekten vazgeçebilirim. 

Amma enteresan zihniyetler var lan bu ülkede. "IŞİD rehin aldığı 49 cana karşı Süleyman Şah türbesini istiyor." diyorsun, "49 candan değerli mi?" diyor. Ah canım benim, ne de güzel düşünürmüş 49 vatandaşını. O zaman "Yerinizden ayrılmayın. IŞİD bizim dostumuz." diyene soracaksın onun hesabını. Bir de toprak verecekmiş üstüne. Oğlum nasıl bir kafasınız siz ya? Ama bak, geçen gün hastaneye götürdüğüm o komşu geldi "Borcum ne kadar?" dedi? Ne borcu, komşuyuz biz, para mı alacağım senden, ama böyle bir ahlak sergilemen hoşuma gitti. Hayır, ben de biliyorum bu iddiayı atan Taraf gazetesinin yazdığı hiçbir şeye güven olmaz ama ben senin böyle bir olasılık karşısındaki tavrına uyuz oldum be panpa. Yoksa, yalan yanlış haberlerle bütün ordu içeri alınırken aklın neredeydi diye de sormak lazım adama. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...