Ana içeriğe atla

patlak sıcak su torbası

Değerli saz arkadaşlarım,

Dinazor ve Fil trene binmiş
Fakat nasıl bir sıcak var anlatamam. Çok acayip bir gün oldu bu. Ama ilginçtir, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kapitalist ekonomilerde hız kazandığını gördüğümüz kamu iktisadi teşekkülleri 70'li yılların ikinci yarısından itibaren baş gösteren ekonomik durgunluk sebebiyle "bunları biz elden çıkaralım" aşamasına gelmiştir. O kadar makro nereye gitti hiç anlamadım Sevgili Ipman. Ve fakat, hanımın dün geceden beri dinmek bilmeyen şiddetli karın ağrıları bizi fena halde endişelendiriyor. Bu kamu iktisadi teşekküllerinin satışı furyasının ardındaki asıl mantık "bunları satalım da devlete para gelsin," değil, özel sektörün bu işletmeleri daha "verimli" işleteceğine duyulan inançtı. Fena sıcaktı bugün hava aslına bakarsan şu anda hâlâ da çok sıcak, üstelik havaya baktığımda güneşi değil aydedeyi görüyorum. Allah'tan bizim oğlanın iştahı açıldı bu aralar, saat akşam sekiz civarında karşı komşu çaldı kapıyı. Olmazsa hafta içi doktora göstermemiz lazım. Bir de benim şu ayağım kırık olmasa. Ayağım değil zaten, ayak parmağım kırık sadece, ama o küçük çatlağın utancından yerin dibine girmesine yetecek kadar büyük bir alçısı var. Kızı kaza yapmış komşunun, hastaneye götürmemi istedi. Ben önce küçük kızının başına bir şey geldi sandım. Meğerse diğeriymiş, trafik kazası geçirmiş. Şimdi hastanedeymiş. Benim de ayağım alçıda tabii ve hava da sıcak ama neyse ki oğlanın iştahı açıldı, bir ara hiçbir şey yemiyordu; halbuki o kamu iktisadi teşekkülleri ilginç bir şekilde, kendisine burun kıvıran özel sektöre ucuz hammade sağlıyordu. E-5'in üstündeki bir hastane. Hep önünden geçerim de kapısı nerede bilmem. Bir de baktım, Word'de kullandığım bütün makrolar uçmuş. Nasıl olmuş anlamadım ama çok fena oldu bu. Sonuçta, özelleştirme furyası sonucunda o şirketlerin daha verimli olup olmadığı tartışılır ama işçi sınıfının çok ağır bir darbe aldığı kesin. Ben de daha verimli çalışmak için makrolara güveniyorum feci halde. Geçen sene sonunda aldığım yedeğini buldum ama onun üzerinde bayağı bir değişiklik yapmıştım ben. Hiç iyi olmadı bu. Götürdüm tabii hastaneye, insanlık öldü mü, komşuyuz sonuçta. O da gelir benim makrolarımı tamir eder. Geçmiş gün dedim de aklıma geldi, henüz ilkokula gidiyorum, bir gün okuldan eve giderken, bizim evin alt katındaki bankanın güvenlik görevlisi toto kağıdı almamı istemişti benden. Önce anlamayıp yüzüne bön bön baktım. "Toto kağıdı, toto kağıdı" diye tekrar edip durdu. Sonunda "spor toto" dedi de jeton düştü bende. O zamandan belliydi futbola düşkünlüğüm. Şimdiki gibi bahis siteleri yoktu tonla. Üstelik özel bile değildi hiçbiri. Milli Piyango İdaresi hâlâ değil bildiğim kadarıyla ama bildiğim kadarıyla özelleştirecekler yakında. İşte böyle Pilates, özelleştirmeden en çok kâr edenin hisse senedi spekülasyonu yapanlar olduğu söylentisi de var tabii bir yandan. Ama ülkemde güzel şeyler de oluyor. Mesela Antalya'da kadınlara özel plaj açıldı ve ülkemizin çok eksikliğini çektiği bir özgürlük alanı da demokrasimizdeki yerini aldı. Belki böylece, karısı havuza girecek diye halka açık belediye havuzunu bir saat boyunca kapattıran valiler olmaz, diye ümit ediyorum değerli Pikaçu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...