Ana içeriğe atla

bir elma, iki erik ve sepet sepet yumurta

Kötü çevri okumak sivrisinek gibidir demiştim ya geçenlerde, kötü bir çeviriyi kontrol etmek de gece yarısı sinirden buzdolabında peynir avına çıkmaktır benim için. İşte öyle tiksindim, "Keşke tek hatası dahi anlamındaki de eklerini ayırmayı bilmiyor olması olsaydı." dediğim, kurduğu cümlenin başıyla sonunu aynı bütünsellik içinde birleştirmekten aciz sözde meslektaşımdan. Yoksa Karataycıyız yani, her ne kadar her gün bonfile yiyecek cep bende yoksa da, en azından yumurtayı aksatmıyorum. Zaten mevzu basit. En az beş saat bir şey yeme, işlenmiş gıdalar yeme, un, tuz, şeker yeme, ve bir şey yiyeceksen glisemik endeki düşük sağlıklı, sanayi ürünü olmayan şeyler ye. Karatay Hoca'ya çok kızıyorlar onun söylediği şekilde beslenmek için gereken bütçeyi herkesin bulmasının imkansızlığı yüzünden de, kadının suçu ne yani, "Her gün ekmek yiyin." mi desin size? Et pahalıysa gidin etin pahalı olmasının sorumlusu kimse ondan hesap sorun. Karatay Hoca mı yönetiyor bu ülkeyi? Ben mesela, eposta attım sonunda dayanamayıp, "Bana bir daha bu arkadaşın çevirilerini kontrol etmem için göndermeyin." dedim. Biz bilmiyor muyuz her gün makarna yemeyi? Severim de hani.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...