Ana içeriğe atla

o son lokmayı yememesi gereken adamın resmi

Çok enteresan bir hikaye biliyorum, çok hırslı bir adamın çevresine saçtığı zulümle ilgili. Bu adam, kral olma hırsı yüzünden, kendisine engel olarak gördüğü herkesi ama herkesi ortadan kaldırıyor. Yeri geliyor, zamanında kendisine yardım eden insanları bile ortadan kaldırıyor. Yarattığı korku imparatorluğu bir süre için egemen olmasını sağlasa da, sonunda insanlar ona karşı isyan ediyor ve krallığı fazla uzun ömürlü olamıyor.

III. Richard. Shakespeare yazmış, günümüzden 400 küsur sene önce.

Tarihin, insanların birbirini katletmesinin kaydı olduğunu ve doğanın hep kazanan tarafı haklı çıkarmaya meyilli olduğunu yazan Will ve Ariel Durant adlarındaki tarihçi çift, ünlü Tarihten Dersler eserinin bir yerlerinde: "Sakın ilerleme adını verdiğimiz olgu, her kuşağın geleneksel bir övünme, kendisini öncekilerden üstün görme tutkusu olmasın! Tarihi çağlar boyunca insanın doğasında elle tutulur bir değişme bulamadığımıza göre, teknolojik gelişme eski amaçlara hizmet eden yeni araçlardan başka bir şey değildir." derken III. Richard'ların ölmediğini, tarihte her zaman görüldüklerini mi söylüyor yoksa?

Bu ünlü çifte edebi dalgadan destek veren Henry Miller da ünlü Sexus romanında "İyiyi, gerçeği, güzeli kurmak için sahip olmak istediğimiz kuvvetin, ele geçirmek mümkün olsa da geçirebilseydik, birbirimizi yok etmek araçlarından başka bir şey olmadığı anlaşılırdı. Ne iyi olmuş güçsüz olmamız." diyordu zaten.

Ama hep başkalarının alıntılarıyla blog mu yazılırmış. Bu da benden gelsin: Kız çocuğa sosyal medyadan selam vermiş. Çocuk da kıza cevap vermiş. Kız da demiş ki "Ne kadar yavaş bir bilgisayar.".

Öyleyse dostlar, aşağıdaki resme tıklayarak kırav maga öğreten siteye gidebilirsiniz.



Hazır hızımı alamamışken Will ve Ariel Durant çiftinin demin andığım Tarihten Dersler kitabından son bir kez gelsin: Eylem ve işbirliği için azınlıklar kolayca birleşirken, çoğunluk nadiren örgütlenebilir. Çoğunluk, azınlık hükümetini değiştirip yerine yenisini getirmekten fazlasını yapamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...