Ana içeriğe atla

pompanın devamı

Sevgili dostum Hayri,

Seninle henüz tanışmadığımız günlerde, benim bir pompam vardı. O pompayla aramızda husumet vardı. Geçen sene bu vakitler falan pompayla aramdaki husumeti belirten bir yazı kaleme almıştım. Sonra, o pompa bizim çocuğun ilgi radarına takıldı. Pompayı su içmek için bidona takılan bir araç olarak değil, bir oyuncak olarak görmeye başladı. Sonunda da kaçınılmaz bir şekilde bozulup gitti. Geçen sene bu vakitler bununla ilgili de bir şeyler yazmıştım. Sonra, yeni pompa alsam onu da aynı akıbetin bekleyeceğini bildiğimden, beklemeye karar verdim. Böylece bir yıl boyunca su içmek istediğimde o bidonu kaldır indir yaparak spor yapmış oldum. İyi oldu hani. Bugünkü formumu buna borçluyum bile diyebilirim. Ama her dönemin bir sonu vardır. Nihayet yeni pompa aldım. Bu pompa da biraz arızalı çıktı. Pompayı bıraktıktan sonra suyu dökmeye devam ediyor. Dur bakalım, ya onun huyuna alışacağım, ya da onunla da aramıza bir husumet girecek.

Pompayla ilgili ilk yazımı okumak istersen, burada Hayricim.

Pompayla ilgili ikinci yazımı okumak istiyorsan, burada Hayricim.

Bunlar beni ilgilendirmiyor, bana kırav maga öğrenme linki ver dersen, o da burada Hayricim.

"Her şey bir kenara, ben Sezen Aksu şarkısından apartılmış yabancı müzik dinlemek istiyorum." dersen, onu da hallettim Hayricim:



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...