Dün gece kendimi azıcık şımartayım dedim. Yarımda yattım uyudum. Sabah kalkınca işler tabii oğlanı da okula kaydettik. Sıfır kilometre ana okulu. E tabii bütün gece de uyuyunca, hep sarktı bütün o ben yapmadığım zaman kendi kendine ilerlemeyi bir türlü öğretemediğim işler. Ama neyse, en azından dolar kendi kendine yükselmeye devam ediyor da, zamanında akıllılık edip bir kenara 20 dolar atmıştım. Yalnız itodaki cüretten ben de isterim. Devlet doları onlara 2,70'e satsınmış. Dur lan, ben de ticaret odasına kayıtlıyım. Öyleyse, yürü be koçum. Ne de olsa benzini hep 50 liralık aldığım için emlak fiyatları da şişti tabii. Yanında da makarna isterim yalnız. Sucuklu olsun.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder