Ana içeriğe atla

nerede o eski inşaatlar

Tam cebime biraz para girecekken geliveren kallavi kredi kartı ekstresi kadar canımı sıkmasa da, inşaat sektörünün gelenek ve göreneklerimize hiç sahip çıkmaması beni çok üzüyor.

Eskiden böyle miydi bu inşaatlar? Küçüklüğümün inşaatlarını hatırlıyorum da, işçiler, yandaki resimdekine benzer makinelerle betonu orada kararlardı. O zaman bir emek vardı, emeğe saygı vardı. Tahminimce, sigorta yine yoktu ama olsun, inşaat dediğin işin adabı vardı. O makinelerin bazıları motorluydu olsa da, çoğunluğu elle çevrilen cinstendi. Hatta, içine girip oynamışlığım bile var.

Şimdi öyle mi ya? Telefon ediyorsun şirkete, koca koca kamyonlar içinde betonu getiriyorlar inşaatın iskeletine, hoop döküyorlar, bitti gitti. Olmaz ki böyle. Biz atalarımızdan böyle görmedik. Bunlar hep bizi bozan şeyler. Hep İngiliz oyunu bunlar. Buradan yetkililerimize seslenmek istiyorum, bu oyunu bozalım. İnşaat kültürümüzü koruyalım.

Hiçbir şey olmuyorsa, o betonların gece yarısı dökülmesine engel olalım bari.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...