Ana içeriğe atla

nerede o eski inşaatlar

Tam cebime biraz para girecekken geliveren kallavi kredi kartı ekstresi kadar canımı sıkmasa da, inşaat sektörünün gelenek ve göreneklerimize hiç sahip çıkmaması beni çok üzüyor.

Eskiden böyle miydi bu inşaatlar? Küçüklüğümün inşaatlarını hatırlıyorum da, işçiler, yandaki resimdekine benzer makinelerle betonu orada kararlardı. O zaman bir emek vardı, emeğe saygı vardı. Tahminimce, sigorta yine yoktu ama olsun, inşaat dediğin işin adabı vardı. O makinelerin bazıları motorluydu olsa da, çoğunluğu elle çevrilen cinstendi. Hatta, içine girip oynamışlığım bile var.

Şimdi öyle mi ya? Telefon ediyorsun şirkete, koca koca kamyonlar içinde betonu getiriyorlar inşaatın iskeletine, hoop döküyorlar, bitti gitti. Olmaz ki böyle. Biz atalarımızdan böyle görmedik. Bunlar hep bizi bozan şeyler. Hep İngiliz oyunu bunlar. Buradan yetkililerimize seslenmek istiyorum, bu oyunu bozalım. İnşaat kültürümüzü koruyalım.

Hiçbir şey olmuyorsa, o betonların gece yarısı dökülmesine engel olalım bari.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...