Ana içeriğe atla

öğle uykusu

Akşam altıdan sonra, biraz insaflı olanlarınsa akşam dokuzdan sonra hiçbir şey yemememiz gerektiğini söyleyen uzmanların kanaatimce kafalarında oluşturdukları bir dünya var; ve insanlar o dünyada, gece on dedin mi yatıyor uyuyor olmalılar. Halbuki gecenin ikisinde o buzdolabını açıp da peynir yiyorsam eğer sebebi mücver kalmadığı içindir. Tabii, her gün et yememiz gerektiğini söyleyen uzman teyzenin görevi et fiyatlarını ucuzlatmak değil size kendince doğru bildiğini aktarmaksa eğer, akşam altıdan sonra hiçbir şey yemememiz gerektiğini söyleyen uzman da gecenin ikisinde çalışmak zorunda olmamızın sorumlusu değildir tabii ki. Ama şimdi şöyle bir şey var, her gece en az ikiye, çoğunlukla da dörde kadar çalışmak durumunda olmasaydım bile akşam onda yatar uyur muydum? Yoo. Çünkü bir atasözümüzün de çok net ifade ettiği gibi, gece geç yatmak sorun değil, sabah erken kalkmak sorun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...