Ana içeriğe atla

olmayınca olmuyormuş demek ki

Demin bir film seyrettim.

Akşam yemeğini azıcık fazla kaçırmış olmanın verdiği rahatsızlığın etkisiyle hak ettiğinden daha haşin davranıyorum diyeceğim ama işin aslı, o akşam yemeğinin midemde dolaştırdığı gaz bu filmden daha heyecanlıydı. Bir film illa ki heyecanlı olacak diye bir kural yok tabii, ama o film boks filmiyse içinde azıcık heyecan olması beklenir herhalde, değil mi?

İşi gücü sabahtan akşama kadar filmlerle uğraşmak olan birinin dinlenmek için de film seyretmesini hayretle karşılayan arkadaşlarım var benim. Onları haklı çıkarırcasına iki saate yakın zamanımı bu kadar boş bir filmle öldürdüğünüz için affedebilecek miyim bilemiyorum. Ne diyeyim, keşke rutinimi bozmayıp Mister No falan okusaymışım ama onun da Haiti'de geçen bir bölümünün seksenli yılların ünlü bir korku filminden direkt arak olduğunu görünce biraz soğudum.

Bilemedim şimdi, bu kadar çok film çekilen bir ülkede doğru düzgün senaryo yazacak kimse mi yok, yoksa filmi bu kadar içi boş çekmek kasti alınmış bir karar mı? Hele o taksiyle maça yetişme sahneleri bundan daha kötü çekilebilir miydi acaba?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...