Ana içeriğe atla

kahve seven kaplumbağa

TDK'ya bakacak olsak, anomali kelimesinin karşılığı olarak sapaklık diyor ama sapaklık nedir diye bakmaya üşendim şimdi. Hazır torba yasa da çıkmış, TDK dahil ne kadar kurum varsa satışına cevaz verilmişken, ben en iyisi buzdolabının gireceği boşluğun ölçülerini bir kere daha alayım.

Çünkü, "öfke anomali midir?" diye soruyorsak eğer ve anomali dediğimiz şey aslında normalden sapmayı ifade ediyorsa, önce normal nedir ona bir bakmak lazım değil midir? Zira genellikle sanılanın aksine normal kelimesi olması gereken ideal durumu değil, bildiğiniz ortalamayı ifade eden bir kavramdır. Bir durumun normal olması demek, o durumun gözlemlenen değerler içindeki ortalamayı ifade ediyor olması demektir. Öyleyse herkes uzun saçlıysa, kısa saçlı olmak anomalidir, ve herkes öyle ya da böyle öfkeli bir tutum sergiliyorsa, öfke, anomali değildir.

Tabii kast edilen bu değil de,  çorap teklerinin kaybolmasına iyi kötü alışmışken çatal bıçağın nereye gittiğini sorgulamaksa, dünden kalan filtre kahveyi soğuk soğuk içmek insanın kendisine gelmesi için serin bir yöntem olabilir. Yok eğer kast edilen, öfkeyle hareket eden insanın akli melekelerini düzgün olarak kullanamamasıyla, iyi tamam ama mutlu insan da, mutsuz insan da, aşık insan da, karnı aç insan da, hatta mesela çişi gelen insan da düzgün düşünemeyebilir. O yüzden siz siz olun, market alış verişine gitmeden önce çişinizi mutlaka yapın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...