Ana içeriğe atla

iki plaj çantasının ibretlik kıssası

Bu sabah oğlumla birlikte fırına ekmek almaya gittikten sonra berbere olan borcumu ödemek için dükkanının önünden geçtim. Bir çevirmenin berberine borçlu olması başlı başına ibretlik bir hikaye gibi dursa da, durum aslında göründüğü gibi değil. Geçen sefer tıraş olduğumda, para üstünü verecek bozuk parası olmadığı için "Abi sonra verirsin. Mühim değil." demişti. Ondan yani. Yoksa, fırına 4 yaşındaki oğlumla gidip gelmek 45 dakika sürdü, o ayrı.

Bir plaj çantası varmış. Plaja hep o gidermiş. Sahibinin bütün plaj yükünü hep o taşırmış. Ama bir gün plaj çantasının sahibi yeni bir plaj çantası almış. Plaja gidip gelirken yeni çantayı kullanmaya başlamış. Eski plaj çantasına da tatilde giymeyi düşündüğü ayakkabılarını koymuş. Tabii eski plaj çantası bu duruma çok bozulmuş. Çok içerlemiş. Yeni plaj çantasıyla sürekli kavga etmeye başlamış. Hani hikaye bu ya, eli kolu olsa gidip yeni plaj çantasını dövecekmiş, o derece yani. Sonra bir gün, bunları şampuan kutusu görmüş ve demiş ki.

"Oğlum manyak mısınız siz? Neyin kavgasını yapıyorsunuz? İkiniz de çantasınız işte ve ikiniz de bu hayattaki görevi içinize konan bir şeyleri oradan oraya taşımak." 

Bu hikayeden de çok iyi net bir şekilde anlaşıldığı şekilde, tatildeyim diye diyeti boş verirseniz eve geldiğinizde o göbek şişer işte böyle.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...