İki arkadaş bir gün konuşuyormuş: "Buzdolabının taksidini ödemek için daha çok çalışmam lazım." demiş biri. Diğeri de ona "Daha çok çalışmaya değil, daha verimli çalışmaya ihtiyacın var." demiş. "Böylece, çalışma saatlerin değişmese bile, çalıştığın her saat için kazancın daha çok artar." demiş.
Birinci arkadaş, ikinci arkadaşın bu tespitini çok beğenmiş ve hemen daha verimli çalışmak için ne yapması gerektiğini sormuş. İkinci arkadaş demiş ki, "Mesela," demiş, "değiştiremeyeceğin şeylerle zaman harcama. Enerjini değiştirebileceğin şeylere yönelt. İşine yönelt mesela." demiş. "Mesela siyasete bulaşma. Millete laf yetiştirme. Nasıl olsa seni dinleyen yok. Zamanını ve enerjini boşa harcadığınla kalırsın." demiş.
Birinci arkadaş bu önerinin çok doğru olduğunu düşünmüş. Yıllardır, siyasetle ilgili pek çok konuya kafa yormuş olduğu halde kimseye laf anlatamamış olduğunu fark etmiş. Hatta, o kendi bildiğince doğruları başkalarına anlatmaya çalıştıkça başkaları ona saldırıyor, bu da onu çok üzüyormuş. "Yahu bu gidişat iyi değil." dedikçe, ona "büyük resmi görmekten aciz" demişler. "Sen anlamazsın." demişler. Hatta ileri gidip "sen vatan hainisin" falan bile demişler.
Birinci arkadaş düşünmüş ve ikinci arkadaşa hak vermiş. "Nasıl olsa hiçbir şey değişmediğine göre, ben neden zamanımı bununla harcayayım ki? Kendi işime bakayım. Buzdolabının taksidini siyasi tartışmalar ödemiyor. Çalışmak ödüyor." demiş.
Birinci arkadaş bu şekilde yapmaya başlamış. Etrafındaki gelişmelerle ilgilenmemiş. Kendi işine gücüne bakmış. Siyaset konuşmayı falan, buzdolabının taksidini siyaset konuşarak ödeyen insanlara bırakmış.
Sonra bir gün, oturduğu mahallede bir bomba patlamış ve ölmüş.
Birinci arkadaş, ikinci arkadaşın bu tespitini çok beğenmiş ve hemen daha verimli çalışmak için ne yapması gerektiğini sormuş. İkinci arkadaş demiş ki, "Mesela," demiş, "değiştiremeyeceğin şeylerle zaman harcama. Enerjini değiştirebileceğin şeylere yönelt. İşine yönelt mesela." demiş. "Mesela siyasete bulaşma. Millete laf yetiştirme. Nasıl olsa seni dinleyen yok. Zamanını ve enerjini boşa harcadığınla kalırsın." demiş.
Birinci arkadaş bu önerinin çok doğru olduğunu düşünmüş. Yıllardır, siyasetle ilgili pek çok konuya kafa yormuş olduğu halde kimseye laf anlatamamış olduğunu fark etmiş. Hatta, o kendi bildiğince doğruları başkalarına anlatmaya çalıştıkça başkaları ona saldırıyor, bu da onu çok üzüyormuş. "Yahu bu gidişat iyi değil." dedikçe, ona "büyük resmi görmekten aciz" demişler. "Sen anlamazsın." demişler. Hatta ileri gidip "sen vatan hainisin" falan bile demişler.
Birinci arkadaş düşünmüş ve ikinci arkadaşa hak vermiş. "Nasıl olsa hiçbir şey değişmediğine göre, ben neden zamanımı bununla harcayayım ki? Kendi işime bakayım. Buzdolabının taksidini siyasi tartışmalar ödemiyor. Çalışmak ödüyor." demiş.
Birinci arkadaş bu şekilde yapmaya başlamış. Etrafındaki gelişmelerle ilgilenmemiş. Kendi işine gücüne bakmış. Siyaset konuşmayı falan, buzdolabının taksidini siyaset konuşarak ödeyen insanlara bırakmış.
Sonra bir gün, oturduğu mahallede bir bomba patlamış ve ölmüş.

Yorumlar
Yorum Gönder