Ana içeriğe atla

yağdı yağmur çaktı şimşek

Demek ki sevgili dostum İlhami, arabayı yıkatmamak için yeteri kadar direnirsen sonunda o yağmur yağar ve o araba temizlenirmiş. Ancak bunca zamandır beklenen yağmur nihayet yağarken bile güneşin olması ve o güneşin insanı yakması beni kıllandırmadı değil. Çünkü sevgili dostum, bak burası çok doğru, eğer diyet yapacaksan önce diyet kafasında olman gerekiyor. Herkes dört bir yandan telefon edip "Nerede kaldı bu iş?" derken, "Olm dün Suriye'ye girdik ya lan. Bu işin sonu nereye varacak belli değil. Şuradan iki iş alayım da bari buzdolabı taksidi aradan çıksın." diyorsan, o zaman o buzdolabının kapısı açılır, o peynirler yenir. Siyez unundan yapılmış ekmeği biraz fazla kaçırmış olmaktan korkuyorum. Yalnız bir dahaki yağmurda camları açık bırakacağım ki arabanın içi de temizlensin.



Ve de bu da bana dip not olsun:  Herkese yaranmaya çalışırsan kimseye yaranamazsın amk.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...