Ana içeriğe atla

metallica diye bir grup keşfettim, çok süpermiş

Tamam biliyorum, insan bir şeye öfkelendiğinde aslında yaptığı, o şeyin kafa kafasında idealize ettiği durumla alakası olmamasına tepki veriyor demektir; ve tabii biz kimiz ki etrafımızda olan biten şeylerin nasıl olması gerektiğine dair bir fikrimiz olsun? Trafik mesela. İstanbul trafiğinin, özellikle şu Şile Yolu denen ve güya çevre yolu olan ama bildiğimiz şehir içi yolun, günün herhangi bir saatinde sıkışık olmayacağını hayal etmek bizim haddimize mi düşmüş?

Ne yapabiliriz mesela? Mesela aklımızı ve teknolojiyi kullanıp yola çıkmadan önce trafik durumunu kontrol edebilir, trafik sıkışık görünüyorsa dağ yolunu tercih edebiliriz. Yolunuz bir 10 - 15 km. kafadan uzar ama en azından ilerlersiniz - o da tabii sizin gibi düşünen diğer birkaç bin sürücüden fırsat olursa.

Ya da mesela, aklıma daha iyi bir çözüm geliyor: Başka şehre taşınmak. Evet çok iyi bir fikir. Du bakalım, emlak balonu patlayıp ev fiyatları düşerse, belki.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...