Ana içeriğe atla

beni çağıran kaşar

Dolaptaki kaşar peynirinin beni çağırdığını hissediyorum resmen. Daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum, azizim.

O kaşar peynirini aldığımız butik markete arada sırada oyuncak da geliyor. Fiyat aralığı belli olunca kalite aralığı da tahmin edilebilir oluyor tabii ve alacaksan da ona göre alıyorsun; ama geçenlerde o butik marketten aldığım, kalitesiyle öne çıkan bir markanın nispeten ucuz fiyatlı ürünü benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Belli ki ünlü oyuncak fabrikası, fiyatı fakirlere göre ayarlanmış ürünün kalitesini de fakirlere göre ayarlamış. İnsanın elinde kalayazıyor. Hayır yani, ne düşündün anlamadım ki sayın oyuncak fabrikası, "Bu fakirler bizi zaten bilmez. O yüzden sktiriboktan malı kakalasak da imajımıza bir zarar gelmez." falan mı dediniz?

Good job.
İşte tamamen aynı sebeplerle sevgili dostum, bana o işi veren şirket "Herkes iki saatte bitiyor, sen nasıl altı saatte bitirebiliyorsun." dediğinde, benim cevabım fakir pazarına girerken alışayazmış kalitesinden taviz vermek istemeyen zengin markası mağrurluğunda oluyor. İyi de kimsenin umurunda mı? Yoo.

Ama dolaptaki kaşar beni tam da bu yüzden çağırmıyor mu zaten, azizim? Telefondaki oyunun yeni rekoru kırmam için çağırmasıyla aynı sebepten yani. Milletin iki saatte bitirdiğini sen inatla altı saatte bitirirken ve de tabii kimseye yaranamazken, beynin bu sıkıcı durumdan kurtulmak için imdat sinyalleri yolluyor. Çünkü madem kaçamıyorsun, o zaman zevk almaya bakacaksın. Bunun için de o kaşarı yemelisin, diyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...