Ana içeriğe atla

sevgililer gününde masraftan kaçınmayarak çekirdeğin pahalısını alan çevirmen

Her şeyin başı iletişim tabii. İnsanlar birbirini doğru anlamalı, işi veren kişinin tam olarak ne istediği konusunda varsayımda bulunmak yerine adam akıllı öğrenmeli ki alakasız bir şeye zaman harcadığını öğrenmeden önce o alakasız şeyde yolda yarılamamış olsun. Malum çiçekler de pahalı, hazır internet sağlayıcım da Tivibu'yu bana satamayınca mevcut kampanyama katmaya karar vermişken, on küsur yıllık geleneği bozup eve televizyon mu alsam? Aslında bazen düşünmüyor da değilim hani, çünkü benim de arada sırada haberleri falan açıp ülkede her şeyin ne kadar da iyi gittiğini bilmeye ihtiyacım oluyor.

O yüzden ben de ne yaptım, markete gittiğimde çekirdek almayı unuttum. Ama alsaydım en pahalısından alacaktım.



Ve ayrıca önemli not: televizyon almak yatırım tavsiyesi değildir. Ayrıca tivibu paketini bedava verip vermeyeceklerinden çok emin değilim, nasıl olsa beni ilgilendiren bir konu olmadığı için yanlış anlamış olabilirim. Ne demişler, iletişim şart.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...