Ana içeriğe atla

tarçın

Bir işi, ya yapılması gerektiğini kabul ettiğin için ya da belki böyle bir gereklilik olmasa bile senin için daha iyi olacağını düşündüğün için yapmaya karar verip de, sıra tam o işi yapmaya geldiğinde cep telefonunda oynadığın dövüş oyununu videoya kaydettikten sonra hızlandırılmış bir biçimde oynatırken üzerine Slayer'dan Criminaly Insane şarkısını gömmenin ertelenemeyecek öneme sahip olduğunu fark edivermeye ben geciktirici kafası diyorum, sevgili Temel Reis'çim.




Çünkü leblebinin yanında en iyi boza gidiyorsa, bozanın yanında da tarçın en iyi gider; ama fark ettin mi bilmiyorum kadim dostum, artık bozaların tadı da bir tuhaf. En azından marketten aldıklarının hepsinin tatlımsak bir tadı var. Oysa boza denen şeyi ilk içtiğim günü hatırlarım da, insanların bu ekşi şeyi nasıl sevip de içtiklerine anlam verememiştim - 30 seneden daha uzun süre önce.

Bana öyle geliyor ki değerli arkadaşım Temel Reis, insanın sıkıcı bir işle boğuşurken tıkınma ihtiyacı hissetmesi de aynı geciktirici kafanın marifeti. Zira, herkesin elbette ki yaşadığı andan keyif almakla ilgili farklı bir bakış açısı vardır ama eğer bu bakış açısı sabaha kadar yetişmesi gereken bir işi yapmaya çalışırken, içi şeker bile olmayan birtakım kimyasal tatlandırıcılarla doldurulmuş abur cuburları tıkınmaya indirgenmişse, o zaman çöp kamyonu gelmeden önce çöpleri çıkartmak gerekir tabii ki.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...