Mesela ben dağınık ev görürüm, beş yaşındaki oğlum oyuncaklarıyla her yeri süslenmiş bir ev görür. Her şey nasıl baktığına göre değişir. O yüzden evde leblebi bitince ben de kalan tarçını çayın kaynatma suyuna koydum. Aynı mantıktan yola çıkarsak, sen bu ay kirayı nasıl ödeyeceğini düşünürsün, ev sahibin Nusret'e gidip gidemeyeceğini düşünür. Ama ev sahibi aslında zengin bile değildir, çünkü asıl zengin diye, yerde gördüğü 100 doları almak için eğilirken harcadığı zamanda zarara girmiş olacak kadar çok para kazanan adamlara denir. Niye böyle bir zenginlik var, orası bilinmez, ama onların niye fakirler var diye dert ettiklerini sanmam, çünkü kira verecek birileri olmazsa ev sahibi tuzlamayı nasıl yiyecek?
Uykusuz günlerin güncesi

Yorumlar
Yorum Gönder