Gecenin üç buçuğunda dolaptaki kaşarı yemekle yememek arasında verdiğin irade mücadelesinin asıl sebebinin beyninin o saatte hâlâ iş yetiştirmeye çalışmaktan hoşlanmadığı için kendisine bir çıkar yol araması olduğunun farkına varmak, eve yeni tartı aldığımız gün düzgün çalışma vaadi verdiği için yenisini iade edip tekrar eskisine döndüğümüz tartının çok değil, bir hafta sonra yine saçmalamaya başlamasına engel olmuyor maalesef. Bir insan tartıya on kere çıkıp da on kere farklı sonuç alır mı sevgili Kabasakal? Ben de ne yapayım, mecburen ortalardan bir şey seçtim ama seçtiğim sayının dünya üzerinde kapladığım kütlenin gerçek sayısal değeri olduğundan asla emin olamam; hele bir de o değer görmeyi umduğun değerden beş kilo kadar yukarıdaysa. Ve sana bir dost tavsiyesi, bence sen Safinaz'dan uzak dur, çünkü o kız adamın başını belaya sokar. Önce sana yüz veriyor, sonra yine Temel'e koşuyor. Olmaz ki öyle. Hem zaten yerdeki balık yağını da ben dökmedim, yoksa bal - kaymak çok da mühim değil.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Yorumlar
Yorum Gönder