Ana içeriğe atla

ölümsüzlüğe doğru

Önce iyi haberi vereyim küçük enişte, geçen gün pazardan aldığımız zeytin gerçekten çok güzelmiş. İnsanın böyle leblebi gibi yiyesi geliyor. Kötü habere gelince, insanın gerçek manada ölümsüzlüğü bulmasına az kaldı.

Gerçek manada derken, insanın ölüp de adının, mirasının yaşaması falan gibi şeyleri değil, bildiğin ölümsüzlüğü kast ediyorum. Tam olarak hangi koldan ilerleyip de bu seviyeye geliriz, şu anda o kısım biraz muğlak. İnsan bedeni, iddia edildiği gibi ne kadar uğraşırsak uğraşalım belirli bir zamandan sonra kaçınılmaz olarak yıpranıp yok olmaya mahkum mu, yani dolayısıyla bedenimize birtakım suni şeyler takmamız gerekecek mi yoksa yaşlanma dediğimiz süreç gerçekten geriye döndürülebilir mi, bunları hep göreceğiz. Tabii göreceğiz derken, bunu ne sen görebilirsin ne de ben muhtemelen, onu mecazi anlamda söyledim.

Peki bunun neresi kötü diye soracak olursan, küçük enişte, şöyle diyeyim, o ölümsüzlüğü sana bana vermezler. Böyle bir şeyin çok pahalı olacağını sen de tahmin edersin. Aslında, bu o kadar da kötü bir şey değil. Biz de, bizden önceki her canlı gibi ölümü tadarız, buna bir itirazım yok; asıl kötü olan, ölümsüzlükle birlikte devam eden ve ikisi birlikte düşünüldüğünde yol açacağı sonuçların korkunç olacağı başka bir gelişme: yapay zeka. Yapay zeka neden kötü biliyor musun küçük enişte, çünkü insanın insana ihtiyacı kalmayacak da ondan.

Ölümsüz insan ve yapay zekanın birlikte olduğu dünyada, ölümsüz zenginlerin ölümlü fakirleri umursamayacağı bir düzene geçiş yapacağımızdan emin olabilirsin. Yoksa sen, ölümsüz zenginlerin, ölümlü zenginleri evcil hayvan besler gibi besleyeceğini falan mı sanıyordun? Ama neyse, zeytin gerçekten güzelmiş.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...