Ana içeriğe atla

çöpü çıkartmayı unutan çevirmen

Alışkanlık dediğimiz şeyi, sevgili Adile teyzecim, ya da daha doğrusu asıl konumuz olması gereken kötü alışkanlık dediğimiz şeyi, anlık olarak insana haz veren ama uzun vadede zararı dokunduğunu bildiğimiz, tekrar eden bir davranış şekli olarak tarif edebiliriz bence.



İnsan burnunu karıştırırken de, kulağına kalem sokarken de, sonra ne bileyim, gecenin bir körü tıkınırken ya da belki sigara içerken, bunu yapmaması gerektiğini bilir ama yine de yapar. Neden, çünkü yaptığı şey o an için ona haz veriyordur ve o kişinin o an için bu hazzı kesme iradesini göstermek gibi bir niyeti yoktur. Bir sonraki sigara mı, tabii ki kesin bırakıyor bu mereti.

Oysa iyi alışkanlık dediğimiz şey sevgili Adile teyzecim, ekseriyetle anlık hazza değil, olumlu bir sonuca odaklanır. Ders çalışmaktan mesela, kimse öyle hazzetmez tahminimce ama iyi not almayı herkes ister. Gece gece buzdolabını açıp da güzel bir kalıp peyniri yarısından az olmamak suretiyle bitirmemek insana haz maz vermez, ama kafanı eğip de yere baktığında ayaklarını görebiliyor olmak herkesin hoşuna gider. Üstüne bir de merdivenleri hâlâ koşar adım çıkabiliyorsan, gösterdiğin iradeye değmiştir.

İşte o yüzden, bu gece çöpü indirirken aklıma geldi de, çöpleri her gece indirmeyi unutmasam iyi olur. Bir de şu arabaları düzgün park etmek lazım ama tabii sabah uyandığında araba yerinde duruyorsa o da olumlu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...