Ana içeriğe atla

elektrik kesintisinin avantajları ve dezavantajları

Bugünün şartlarından bakınca çağlar öncesinden kalmış gibi görünse de aslında çok da eskilere dayanmayan bir geçmişten gelen en büyük hayali hafta sonu ayaklarını uzatıp gazetesini okumak olan Bay Çevirmen, hızına yetişmekte zorlandığı teslim tarihleri dolayısıyla bu hayalinin asla gerçekleşemeyeceğini fark ettiğinde, gazetelerin toplumdaki işlevi çoktan değerini kaybetmişti bile. Öte yandan, değeri her ne kadar her geçen gün biraz daha düşer görünse de konvansiyonel kitap okuma faaliyeti halen geçerliliğini koruyan bir vakti güzel geçirme adeti olduğu için, hayalini bu yöne kaydırdı. Yapabileceğinden değil ya, hayal işte.

Bu arada bir parantez açıp gözden düşmeye başlayanın, insanların bilgi edinme ve kurgusal hikaye ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerinin hızla değiştiği dijital çağın bir getirisi olarak konvansiyonel kitap okuma faaliyeti olduğunu, ve her ne kadar cehalete övgü günlerinde olsak da okuma faaliyetinin değerinin eskiden olduğu kadar yüksek olduğunu vurgulamamız gerekir. 

Hatta teslim tarihine yetişme yarışı öyle bir hal almıştır ki, iki gündür sırf belirli bir yere telefon etmeyi unutmamak için çağrışım yapsın diye masasından kaldırmadığı o not defteri bile, işinden gücünden nefes alıp da o telefon görüşmesini yaptıramamıştır.

İşte bu sebeple, aniden ve sebepsizce gidiveren ve bir saatte yakındır da gelmeyen elektrikler Bay Çevirmen tarafından hoş karşılanmıştır. Tabii bunda, artık bir masaüstü sistemde değil, elektriksiz ortamda güvenebileceği bir bataryası bulunan bir masa üstüne yerleştirilmiş dizüstü sistemde çalışıyor olmasının da payı vardır. Zira eski günlerde olsa ve o elektrik kesintisi bütün sistemi hiçbir uyarı olmaksızın aniden kapatıverecek olsa, şüphesiz ki sinirden küfür etmedik insan evladı bırakmayacaktır. 

Bay Çevirmen bu bir saatlik elektrik kesintisini fırsata çevirmek istemiş, önce iki gündür etmeye fırsat bulamadığı o telefonu etmiştir. Sonra da, her insanın yaptığı gayet doğal bir şey olsa da ayrıntılarını vermenin hiçbir zaman hoş karşılanmadığı o insanın kendi kendisiyle başbaşa kalma anlarına sıkıştırmak zorunda kaldığı konvansiyonel kitap okuma faaliyetine geçiş yapmaya çalışmıştır.  Tabii hesaba katmadığı şey, o hafta sonunu temizlik seferberliğine adayan Bay Çevirmenin Güzel Eşi'nin kendisine yardım etmesi talimatıdır. Zira Bay Çevirmen, kendisini bu tip temizlik seferberliğine karşı koruyucu kalkan olan asla yetişmeyen teslim tarihlerini bahane gösteremediğinde, güzel eşine paşa paşa yardım etmek durumundadır.

Neyse ki bir an önce elektrikler gelmiştir de Bay Çevirmen işine gücüne geri dönmüştür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...