Ana içeriğe atla

evden çalışmanın dayanılmaz sakinliği

Kıyaslandığında evden çalışmanın pek çok açıdan dezavantajlı olduğu durum olsa da, şu İstanbul trafiği denen şeye maruz kalmamak hepsine değer gibi geliyor. Bir insan, kuş bakışı haritada taş çatlasın 20 km. mesafedeki bir işi halletmek için sabahın sekiz buçuğunda yola düşüp de öğlen on ikide eve gelebilir mi? Üstelik halletmesi gereken iş hepi topu 20 dakika falan sürmüşse? Benzini hep 50 liralık alan bir insan olarak bunun cebime olan maliyeti ayrı, kaybettiğim zaman içinde bitirmem gereken işlerden geri kaldığım için mahrum olduğum potansiyel gelir ayrı bir zarar oldu benim için; ama tabii bir de işin yönünden bakacak olursak, bu süre zarfında, zamanında akıl edip de bir köşeye koyduğum yirmi doların Türk lirası karşısındaki değer artışından elde ettiğim kâr, aynı süre zarfında durmaksızın çeviri yapsam kazanacağım paradan daha fazla. Yalnız dur bir dakika, aklım karıştı, bu iyi bir şey mi oluyor şimdi?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...