Ana içeriğe atla

20/80 kuralı

20/80 kuralı diye bir şey var. Küçük esnaf açmazından çıkış için güzel bir yöntem olabilir. Çünkü eğer, indirdiğin en son model yapılacaklar listesi uyguluması bile işlerin yetişmesine yardımcı olamıyorsa, o işlerin bir kısmını elemek daha iyi bir yaklaşım demektir. Serbest çalışan arkadaşlar için söylüyorum. Kazandığınız gelirin yüzde seksenini sizden hizmet alanların yüzde yirmisi sağlıyor demiş bu mevzuya kafa yoranlardan biri, ya da birkaçı, belki de hepsi birden.

Geriye kalan yüzde seksen müşterilerin sağladığı yüzde yirmilik gelir, uykusuz gecelerinize değmeyecektir inan bana. Tamam, belki küçük esnafın gelir açmazını tam olarak çözmez ama en azından kafan rahat olur be dostum.

Çünkü bak şu da var, saçma bir çürümüşlük içinde yok olup gidebileceğini hissettiğin zaman kendinden önce çocuğun için korkmaya başlamışsan eğer, belki de artık kendini limonotayla avutmak yerine o limonu kim verdiyse onu bulmanın zamanı gelmiş demektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...