Sene 1000 falan, Ragnar, Paris'e ikinci saldırısını düzenliyor. Ama çok fena çuvallayıp geri çekilince Güzel Saçlı Harald, Ragnar'ın eski karısı Lagertha'ya diyor ki, "Hani lan Paris'i alacaktık? Kös kös dönüyoruz." Tabii Lagertha bu, durur mu: "Sen neyi farklı yapardın?" diye soruyor. Güzel Saçlı Harald da hemen cevap veriyor: "Sen yanlış anlamışsın bacım. Komutanımız Ragnar. Biz onun peşinden gidiyoruz. Başaramadıysa o başaramadı." diyor ki kendisi zaten ileride bu Vikingleri falan birleştirecek adam.
Lagertha yediği bu tarihi ayar sonrası "Bir daha benim yanımda Ragnar hakkında böyle konuşma." falan diyor ama bilemiyor tabii, halbuki esas demesi gereken "Çocuk tacizleri haberlerini bu kadar sık vermememiz gerekir. Sonra çocuklar rencide oluyor." olmalıydı. Çünkü gerçekten basiretli bir yönetici suçu önce kendisinden olmayana atar, olmazsa mağdur edebiyatından yürür, o da mı olmadı, basıverir yasağı. Çünkü asıl olan çocuğu değil, kurumu ve o kurumla aynı karede yer alan devlet erkanını korumaktır.
Oysa bak, tuzsuz yemeğin çaresi var da tuzlu yemeğin çaresi neden yok sorunsalının çözümü için kafa patlatan filozofları, bizin evin her yerinden çıkan kırmızı paket lastiğinin köklerini araştırmaya davet ediyorum. Çünkü çamaşır makinesinin içinden bile çıkıyor bunlar.
Yorumlar
Yorum Gönder