Ana içeriğe atla

kendisine karşı acımasız olan dingiller

Sevgili dostum Baymarti,

Yaptığım derin ve uzun gözlemler sonucu, insanların yaptıkları hatalar karşısında kendilerine karşı acımasız olup olmamalarına göre ikiye ayrıldığını tespit ettim. Şöyle ki:

1. Kendilerine karşı acımasız olmayanlar
2. Kendilerine karşı acımasız olanlar.

Misal: Pazarda eliniz kolunuz dolu bir halde giderken, sizden üç - beş dakika önce oradan geçmiş olan bir dingil muz yemiş ve muz kabuğunu yere atmış olsun. Sen de misal, o muz kabuğuna basmış ve ayağın kaymış olsun.

Birinci kategoridekiler, yani kendilerine karşı acımasız olmayan insanlar suçu önüne bakmadığın için sana ya da orada durduğu için muz kabuğuna, ya da muz kabuğunu kendi iradeleri dışında yolun ortasına koyduğu için paralel çeteye atabilirler. Bu kişiler suçu herhangi bir kimseye atarlar da akıllarına kendilerinin de suçlu olabileceği gelmez. Yalnız dikkat buyur, bu insanların ekseriyetinin kafasında kendilerinin kabahatli olabileceğine dair bir mefhum yoktur. Yani kendisini kurtarmak için suçu başkasına atma telaşında bile değildirler; samimi bir şekilde, suçun kendileri dışında herkeste olabileceğine inanırlar.

İkinci kategoridekiler, yani kendilerine karşı acımasız olanlar, dahil bulundukları bir işte kabahatleri varsa, bundan kaçmazlar. Kabul ederler. Verilmesi gereken bir ceza varsa, başkalarından önce kendileri verirler bu cezayı. Tabii bu, neden bir dingillik yapıp da o muz kabuğunu yere attıklarını açıklamaz, ama dingilin neden dingil olduğunu sormak da zaman kaybıdır zaten.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...