Ana içeriğe atla

kilo vermeden zayıflamak mümkün mü

Geçenlerde bizim bahçe katı komşumuz kapımızı çaldı -ki kendisi çeşitli vesilelerle kapımızı çalar zaten. Ama önce şu "bahçe katı" lafzını biraz açayım ki kafanızda daha net canlandırın.

Kat derken kast edilen, yerin bir kat altı oluyor. Bahçe derken kastedilen de dairenin önündeki bir metre genişliğindeki havuz fayansıyla kaplı boşluk oluyor. Bu iki kelime birleşip de bahçe katı olunca aklınıza çiçek böcek gelmesin yani.

Neyse, bizim bahçe katı komşumuz geldi, dedi ki, "Aşağısı hep sigara izmariti dolmuş. Siz mi attınız?" dedi. "Yok teyzecim." dedim, 40 yaşımı geçmişliğimle hâlâ birilerine teyze diyor olmak gençlik iksiri tesiri yaptı bende. "Berberimi değiştirdim geçenlerde. Baksana, bu pek bir beceriksiz çıktı, ama ne yapayım, öteki de çok pahalıydı." diye cevap verdim. Sonuçta, iki gün sonra çalışmayan televizyonlarının nesi olduğuna bakmamızı istemek için yine kapımızı çaldıklarında eşimin aşağıya inmesine karar verdik. AV tuşuna basacaklarmış yanlışlıkla. "Bizim evde kimse sigara içmez." zaten dedim. Hayatım boyunca hep tiksinmişimdir şu meretten.

Buradan çıkacak sonuç, bittabi ki zayıflamak istiyorsan kilo vermen gerektiğidir. Kusura bakma dostum ama elini taşın altına koyacaksın bir zahmet. Ha, ama diyorsan ki "Ben kilo vermeyi kabul ediyorum ama yemek yememeyi kabul etmek istemiyorum," o zaman bilim bunun da çaresini bulmuş olacak ki bir viral dolanıyor bu aralar. Hani hep diyorduk ya, bir hap çıksın, hem yiyelim hem zayıflayalım diye, çıkartmış işte adamlar. Linki bak burada. Ama ben bu konuda biraz eski kafalıyım, onu da söyleyeyim. Hakkını vererek zayıflamanın yolu tıkınmaya devam etmenin hilesini bulmak değil, tıkınmamak olmalıdır bence. Ama neyse, sonuçta bu teknolojinin nimetlerinden faydalanıp alt yapısını çok da şey etmemek lazım yoksa kafayı sıyırırsın diyenler belki de haklıdır, ne de olsa koskoca Bakan da öyle diyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...