Ana içeriğe atla

vazo

Alt kat komşumuzun daha memleketten gelir gelmez ayağının tozuyla, camdan içeriye girmeye çalışan na bu kadar sıçanı son anda fark edip na böyle bir sopayla kovalaması aklıma o kaçınılmaz soruyu getiriyor haliyle: Ben söylemeseydim de o vazo kırılacak mıydı? 

Bende evinin içini son derece büyük bir titizlikle temiz tuttuğu izlenimi veren komşularımızın, tüm uyarılara rağmen ev çöpünü kafalarına göre dışarı çıkartmalarının o sıçanlara davetiye çıkarmak demek olduğunu umursamadıklarını anladık, o tamam da, daha düne kadar "Çöpleri karıştırıyor, pislik yapıyor." diye sokak köpeklerine savaş açanlar da aynı insanlar değil miydi sanki? Halbuki o çöpler, her gün üç aşağı - beş yukarı aynı saatte gelen çöp kamyonuna göre çıkartılmış olsa o vazo gerçekten de kırılmazdı büyük ihtimalle.

Oğlanı gece çişe kaldırdıktan sonra giydirdiğimiz uyku tulumunun bozuk fermuarını çekmeye çalışmak kadar bile zor değil oysa ki: Çöpünüzü zamanında çıkarın. Çöpünüzü balkondan ya da pencereden aşağı atmayın. Ha bir de sağlıklı beslenin, çünkü o kısım çok mühim gerçekten de. Ve mümkünse yoğurdu evde kendiniz yapın.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...