Sağlıklı beslenmenin önemine inanan biri olarak, sabah kalkınca akraba bahçesinden toplanmış organik elmayla yapılmış sirke içmenin, akabinde Karatay usulune olabildiğince yakın, peynir, yumurta ve zeytin ağırlıklı, mümkünse hiç ama pek mümkün olmadığı için çok az ekmekli bir kahvaltının, ayrıca gün içinde bol bol su içmenin değerini hiçbir şekilde küçümsemiyorum. Küçümsemek ne kelime, elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum. Ama şurası kesin ki, hiçbir şey sabahın köründe afyonu patlatmak için içilen bir fincan kahvenin yerini tutamıyor. Bir de dışarıda, kanalizasyon borularını yenilmek için bütün sokağı kazan dev kepçenin gürültüsü varsa değmeyin keyfime.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder