Ana içeriğe atla

kavanoz dipli dünya

İnsanın keyif aldığı işi yapmasıyla yaptığı işten keyif alması aynı şeylermiş gibi görünse de aslında değildir. Hatta, aralarında dağlar kadar fark vardır. İnsanın keyif aldığı işi yapması, sadece bizimki gibi iş bulmanın sıkıntılı olduğu ekonomiler için değil, bu fikrin çıktığı daha gelişmiş piyasa sistemine sahip ekonomiler için bile bir sanrıdır bence; tıpkı dergilerde ve televizyonlarda görüp imrendiğimiz, onlar gibi olmaya çalıştığımız imkansız vücutlu konu mankenleri gibi. Belki erişmek tamamen imkansız değildir ama 1000 kişi denerse 1 kişi başarılı olur; geriye kalan 999 kişi de "Hata sistemde değil, bende." diyerek bunalıma girer.

Oysa, insanın yaptığı işten keyif alması, öğrenilmesi gereken bir disiplindir. Bazen şanslıyızdır, yaptığımız işten gerçekten keyif alırız; ama karmaşık olasılık formüllerini çözmek gibi kulağa pek de eğlenceli gelmeyen bir işle meşgul olmak zorundaysak, bundan keyif almasını öğrenmek zorundayız. Aksi takdirde, hem aklı hem beden sağlımız tehlikeye girer.


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...