İnsanın keyif aldığı işi yapmasıyla yaptığı işten keyif alması aynı şeylermiş gibi görünse de aslında değildir. Hatta, aralarında dağlar kadar fark vardır. İnsanın keyif aldığı işi yapması, sadece bizimki gibi iş bulmanın sıkıntılı olduğu ekonomiler için değil, bu fikrin çıktığı daha gelişmiş piyasa sistemine sahip ekonomiler için bile bir sanrıdır bence; tıpkı dergilerde ve televizyonlarda görüp imrendiğimiz, onlar gibi olmaya çalıştığımız imkansız vücutlu konu mankenleri gibi. Belki erişmek tamamen imkansız değildir ama 1000 kişi denerse 1 kişi başarılı olur; geriye kalan 999 kişi de "Hata sistemde değil, bende." diyerek bunalıma girer.
Oysa, insanın yaptığı işten keyif alması, öğrenilmesi gereken bir disiplindir. Bazen şanslıyızdır, yaptığımız işten gerçekten keyif alırız; ama karmaşık olasılık formüllerini çözmek gibi kulağa pek de eğlenceli gelmeyen bir işle meşgul olmak zorundaysak, bundan keyif almasını öğrenmek zorundayız. Aksi takdirde, hem aklı hem beden sağlımız tehlikeye girer.
Oysa, insanın yaptığı işten keyif alması, öğrenilmesi gereken bir disiplindir. Bazen şanslıyızdır, yaptığımız işten gerçekten keyif alırız; ama karmaşık olasılık formüllerini çözmek gibi kulağa pek de eğlenceli gelmeyen bir işle meşgul olmak zorundaysak, bundan keyif almasını öğrenmek zorundayız. Aksi takdirde, hem aklı hem beden sağlımız tehlikeye girer.

Yorumlar
Yorum Gönder