Sıradaki yapılması gereken iş ne kadar uzun ve meşakkatli olacaksa, o işe başlamamak için bulunan geçerli sebeplerin sayısı da o kadar artar. Hele bir de aylarınızı verdiğinizi bilgisayar oyunundaki köyünüz saldırı altındaysa, filtre makinesinin dibinde kalan kahve de buz gibi olduysa, dolaptaki peynirden uzak durmak gerekir. Zaten kullandığım bir özelliği değil ve sırf böyle dijital bir özelliği var diye fiyatının normalde olabileceğinden daha şişik olmasına canım sıkılıyor; ama madem o makineye saat ayarı koydun, bari bir de elektrikler kesildiğinde saatin devam etmesini sağlayacak bir sistem de kursaydın. Ama doğru tabii, bütün özellikleri tek seferde koyacak olursan bir üst modele ne koyacaksın? Neyse, sonuçta kahveyi güzel yapıyor, üstelik haznesi cam değil metal olduğu için oraya buraya çarptığında kırılıp tüm makineyi bir daha satın almaya mahkum etmiyor adamı, bak orası güzel işte. Yoksa, arada sırada herkes yanılabilir tabii, olağan şeyler bunlar.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder