Ana içeriğe atla

kedinin elektrik direğinin altına işediği gün

Yine çorap teklerini aradığım sıradan bir gündü. Spora gitmiş, gelmiş, duşumu almış, ama pencere önündeki masamın başında çalışırken okuyucunun dimağında lezzetsiz bir his bırakmaması adına ayrıntılarını kendime sakladığım kadar çok gözeneğimden yine terler boşalmıştı.

Sehpanın üzerinde unutulmuş ceviz kıracağının bundan henüz haberi olmasa da, akşam dışarı çıktığımda inerken çöpü almayı unuttuğumu fark ederek hayıflanacak, fakat akabinde birkaç saat sonra geri geldiğimde çöplerin henüz toplanmadığını görerek evdeki birikmişleri aşağı indirecektim. Yine de en kötüsü, gittiğim misafirlikteki binaya birkaç ay önce yıldırım çarpınca binadaki fişe takılı aletlerin büyük çoğunluğu gibi aşağıdaki zil düzeneği de bozulduğu için içeriye giremeyecek, telefonlarımı kimse duymadığı için uzun uzun beklemek zorunda kalacaktım. Daha da ilginci, telefonu nihayet açtıklarında zil düzeneğinin tamir edildiğini söyleyip yeni şifreyi söyleyeceklerdi bana.

Ve işte tüm bunlar, Eylül ayının sonlarına yaklaştığımız halde hâlâ yaz kadar sıcak günlerin arka arkaya geldiği dönemde, mahalledeki o minik kedi yavrusunun elektrik direğine işediği gün gerçekleşecekti.

İş mi? Tabii ki vardı ama bu benim spora gitmeme engel olmadı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...