Ana içeriğe atla

6. kat

"İnsan eski dostunu karşısında küçülmüş görünce mutlu olur gerçekten." demiş Dostoyevski. "Facebook'ta gördüğüm eski arkadaşlarımın büyümüş göbekleri hariç." diye de ben ekleyeyim bari. Karşı inşaat 6. zafer katını çıkarken aklıma, son katı dubleksmiş gibi yapıp iç bağlantıyı kapatacakları, kapıyı dışarıdan verecekleri geliyor doğal olarak. Kayıtlarda tek daire geçen çift daire modeli. Bir de keşke şu çöpleri gece almasalar diyor insan. Çünkü bir alıntı da Erich Maria Remarque'den yapacak olursak: Kendim için idealizm istememe hacet yok. Zira bende idealizm zaten fazlasıyla var. Asıl muhtaç olduğum şey para. Yani diyeceğim o ki, akşam oldu mu o çöpü indirmeye üşeniyorum be güzel abim. Odur yani tek derdim.

Bir de, hazır alıntılara başlamışken, iki kere Belçika Başbakanlığı yapmış olan, Belçika Hıristiyan Partisi eski Başkanı merhum Wilfried Martens'den bir alıntı yapayım istedim:

Bize göre Türkiye AB'ye tam üye olacak bir aday değil. Türkiye ile çok yoğun bir işbirliğinden yanayız ama Avrupa Projesi bir medeniyet projesidir.

Gerçi 11 Eylül faciasından sonra bu görüşünden vazgeçtiğini söylemiş, İslam dünyasıyla iletişimde olabilmek için Türkiye'ye ihtiyaç duyduklarından falan da bahsetmiştir ama tabii bunların dedeleri sokaklara sıçarken biz tuvaleti icat etmiştik, onu bilmiyor. Bir de bizim oğlanı, kakasını tuvalete yapmaya alıştırabilirsek AB yolunda önümüzde hiçbir engel kalmamış olacak.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...