Ana içeriğe atla

angaryalar, istisnalar ve çılgınca dans eden güzel amcalar

Bak Pikaçucum,

"Profesyonel olarak kabul ettiğim bir işten ücret almamak, o işi baştan savma yapmak için geçerli bir sebep değildir." şiarını benimsemiş biri olarak,  "angarya" tabirini kullandığım bu işleri tamamlamanın ekseriyetle beklenenden uzun sürdüğünü belirtmek isterim. Basitmiş gibi görünen her işin arkasında potansiyel bir önceden öngörülememiş sıkıntı vardır derler. En azından ben olsam öyle derim - ki ben zaten olduğuma göre öyle diyorum.

Sonuç olarak bir işi yapacağımı söylemişsem yapabileceğimin en iyisini yaparak teslim etmem gerekir. Diğer türlüsü terbiyesizliğe girer.

Ve de tabii bu "angarya" tabirinin bir de ikiz kardeşi var -ki o da en az onun kadar zaman alıcı uğraşların sorumlularındandır, ona da istisna deriz. Küçük istisnaların en büyük sıkıntısı, hızla birikerek yolları tıkamalarıdır.

Ama bak Pikaçucum, öncelikle doğruya doğru, zamanı olması gerektiği kadar iyi yönetemiyor olmamın bütün suçunu angarya ve istisna kategorisi altına saklanan öngörülemeyen sorunlara yükleyecek değilim. Ortada bir de sosyal medya denen bir zaman öldürme makinesi var. Bilinçli kullanıldığında çok faydalı olsa da, dikkat etmezsek bir de bakmışız akşam olmuş. Yine de iyi ki sosyal medya var diyorum, yoksa şöyle bir güzel abimizden nasıl haberdar olurduk?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...