Ana içeriğe atla

sosyal medyanın şişko arkadaşları

Sayın Belediye Başkanım,

İyi ki Facebook diye bir şey varmış. İnsan böyle ilkokul, orta okul arkadaşlarını falan görüyor, "Aa, B.'ye bak lan, amma şişmanlamış." diyor da "Neyse, bir tek ben değilmişim" psikolojisiyle rahatlıyor. Ama ben mağdurum Sayın Belediye Başkanım, çünkü aynı arkadaşlarım böyle tatil beldelerinde falan resimlerini yayınlamaya başlayınca insanın canı sıkılıyor, ben hâlâ buralarda siyasi mesaj içerikli paylaşım kasıyorum diye.

Gerçi tabii, daha dün o bayraklar inerken gıkını çıkarmayan omurgasızların seçimlerde yediği beklenmedik darbenin şokuyla milliyetçilik damarlarının kabarmasına uyuz oluyorum: o konuda ne kadar paylaşım paylaşsam da yeterli değil, o da ayrı bir anti parantez.  Adamların partisinin kurucu ileri geleni daha geçenlerde "Abdullah Öcalan namaz kılan sessiz sakin bir çocuktu." diye ufaktan bizi ısındırma hamlelerine kalkıştı, ne çabuk unuttunuz? Şimdi kalkmışlar "Bunlar Sayın Öcalan diyoo" diye ağlaşıyorlar, o "Sayın"ların nerede büyüdüğüne bakmadan. Bir de bak şimdi, "ağlaşmak" deyince aklıma geldi: Ve de sanki aynı kurucu ileri gelene suikast düzenlenecek bahanesiyle kozmik odalara girilip bu ülkenin savunma stratejilerine ilişkin en önemli sırları çalınmadı. O da nasıl bir kutsal vatan göreviyse artık, çat diye açıverdi adamlar kapıları.

Hayır yani, o zaman hepiniz pek bir yetmez ama evetçiydiniz de şimdi mi sıkı vatanperver oldunuz amk diye sinirleniyor insan, şu mübarek Ramazan günü beynimi döndertip ağzımı bozduruyorlar bana.

O değil de Sayın Belediye Başkanım, şu çöpleri alma saatlerini geceden gündüze çekseniz ne güzel olur. Akşamları yorgun oluyorum, o çöpü aşağı indirmeye üşeniyorum. Gündüzden indirince de koku yapıyor. Bir de, çoluk çocuk oyun oynuyor sokakta, onların oynadığı yerlerde çöp dağları olması yakışık almaz diye düşünüyorum.

Neyse artık, Ramazan geçsin de ben de kaçayım güney sahillerine.

Saygılarımla rica eder, gözlerinizden öperim.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...