Sevgili dostum Martin Mystere,
Hacı beni bilirsin, üşengeç bir adamım. Fikren kendimi açık fikirli biri olarak görüyor olsam da fiiliyatta yeniliklere kapalı biri olduğum hakikatının altında yatan sebep de budur aslında. Yeni lezzetleri denemek, yeni maceralara koşmaktansa kanepeye uzanıp göbeğimi de hafif aralayarak meltemi hissetmeyi tercih ederim. Beni o kanepeden de ancak bilgisayar oyunu oynamak falan kaldırabilir.
Aslında bir de gölgedeki hamakta yatmak, en azından teoride güzel bir fikir gibi geliyor kulağa, ama o ipler bir süre sonra insanın sırtına sırtına batıyor be usta. Yani diyeceğim o ki, her şey göründüğü gibi değildir, o yüzden sen sen ol, kanepeden şaşma.
Ama tabii istisnalar yok değil. Kahve mesela. Kahve konusunda yeniliklere açığım. Değişik lezzetleri denemeyi severim. İşte o yüzden, aşağıdaki resimdeki gibi bir fikir bana çok cazip geldi.
Sonra o buz torbasını iki gün dolapta beklettim ve hazır olduğunda çıkartıp bir bardak sütün içine kahveden oluşan buz kalıplarını attım. "Oğlum sen üşengeç adamsın. Gerçekten yaptın mı bütün bunları?" dediğini duyar gibi oluyorum, sevgili Martin. Tamam, senden saklayacak halim yok, bunların hiçbirini ben yapmadım. Hanıma yaptırdım. Ama emin ol sevgili dostum, kendim yapmaya çok niyetliydim. Sadece, hanım benden önce davrandı. Yoksa, yapacaktım yani.
Sonuç güzel oldu ama. Ben beğendim. Onu da belirteyim.
Hacı beni bilirsin, üşengeç bir adamım. Fikren kendimi açık fikirli biri olarak görüyor olsam da fiiliyatta yeniliklere kapalı biri olduğum hakikatının altında yatan sebep de budur aslında. Yeni lezzetleri denemek, yeni maceralara koşmaktansa kanepeye uzanıp göbeğimi de hafif aralayarak meltemi hissetmeyi tercih ederim. Beni o kanepeden de ancak bilgisayar oyunu oynamak falan kaldırabilir.
Aslında bir de gölgedeki hamakta yatmak, en azından teoride güzel bir fikir gibi geliyor kulağa, ama o ipler bir süre sonra insanın sırtına sırtına batıyor be usta. Yani diyeceğim o ki, her şey göründüğü gibi değildir, o yüzden sen sen ol, kanepeden şaşma.
Ama tabii istisnalar yok değil. Kahve mesela. Kahve konusunda yeniliklere açığım. Değişik lezzetleri denemeyi severim. İşte o yüzden, aşağıdaki resimdeki gibi bir fikir bana çok cazip geldi.
Ben de denemeye karar verdim. Ancak filtre kahve sevmediğim için, daha doğrusu filtre kahveyi sevebileceğim sertlikte yapmak için israf derecesinde kaşık sallamam gerektiği için, ben neskafeyle yaptım. Kusura bakma Martin Reyiz, biraz reklam gibi oldu ama neskafe kullandım işte, ben ne yapayım. Ama şöyle de bir şey var, kullandığım neskafenin dozunu artırdım. İki katı kadar daha fazla koydum. Sonra da kahve biraz soğuyunca buz torbasına doldurup buzluğa attım.
Sonra o buz torbasını iki gün dolapta beklettim ve hazır olduğunda çıkartıp bir bardak sütün içine kahveden oluşan buz kalıplarını attım. "Oğlum sen üşengeç adamsın. Gerçekten yaptın mı bütün bunları?" dediğini duyar gibi oluyorum, sevgili Martin. Tamam, senden saklayacak halim yok, bunların hiçbirini ben yapmadım. Hanıma yaptırdım. Ama emin ol sevgili dostum, kendim yapmaya çok niyetliydim. Sadece, hanım benden önce davrandı. Yoksa, yapacaktım yani.Sonuç güzel oldu ama. Ben beğendim. Onu da belirteyim.

Yorumlar
Yorum Gönder