Ana içeriğe atla

haşlanmış yumurta

Sevgili dostum Bruce,

Duydum ki Süpermen'le kapışacakmışsın. Lütfen bu sözlerimi yanlış anlama ama hayırdır hoca, neyine güvenip de kalkıştın böyle bir işe? Hayır yani, karşındaki adam aptallık derecesinde sınırsız bir güce sahip, farkındasın değil mi? Yahu adam Dünya'nın etrafında hızla dönerek zamanı geri aldı, gözlerimle gördüm, sen bu adamın nesiyle dövüşeceksin? Ha, diyeceksin ki onun da zayıf yanı var: Kriptonit. Ya affedersin ama, bütün vücudunu kriptonitle kaplasan, bu herif uzaya çıkar oradan sana taş fırlatır, onu da isabet ettirir, öyle de saçma bir sınırsız gücü var. O taş da fena acıtır bak söyleyeyim.

Hem sonra işin aslı başka. Bak o konuda da uyarayım. Bu Süpermen dediğimiz adamın sınırsız güçleri o kadar sıkıcı ki, marketten aldığın ürün kataloğu bile bunun çizgi romanlarından daha heyecanlıdır. Ürün kataloğunda en azından zeytinin peynirin indirime girdiğini görüyorsun da heyecanlanıyorsun. Süpermen dediğin adamda sıfır heyecan var. Bir koydu mu düşman müşman kalmıyor. Bunu kaç kere öldürdüler de dirilttiler olmadı. Hatta en sonunda kriptonit kazanına mı attılar ne yaptılarsa, güçlerinin çoğunu aldılar elinden de biraz aksiyon geldi.

Ama sen öyle misin? Paso aksiyon. Tamam, bazı filmlerin diğerleri kadar güzel değil, tamam Dark Knight'ta Joker senden resmen rol çaldı falan ama sendeki heyecan ayrı be üstadım. Dayak mı yiyeceksin dövecek misin belli olmuyor. Yani senin olayın başka, anlatabiliyor muyum?

Senin filmler gişe yapıyor, para yapıyor. Süpermen o filmde senin ekmeğini yiyecek. Bak ben uyarayım.

Bak şimdi, ben bunları sana kötülük olsun diye söylemiyorum. Seni sevdiğim için söylüyorum. Ha, ama fragman güzel olmuş, o ayrı. Ayrıca Sucker Punch güzel filmdi ama o da ayrı.

Yine de bütün bunlar beni ilgilendirmiyor diyorsan, şuraya tıklayıp kilo vermenin yollarını keşfedebilirsin.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...