Ana içeriğe atla

hurmanın iyisi nasıl seçilir

Sevgili Tellak Efendi,

Banyoyu mesken edinen karıncalarla anlaştım, ben onlara dokunmayacağım, onlar da cereyan yapmayacak. Rüzgar akımı olan cereyanı kast ediyorum, yoksa elektrik akımı olan cereyanın bizim buradaki inşaat ustalarından sorulduğuna dair derin bir şüphe içindeyim.

Hazır damar bulmuşken oradan yürüyebildiği kadar yürüyen yazar iticiliği diye bir şey var, onu biliyorum; ama internetin bu ucundan bakıldığında kakasını yapmamak için direnen üç yaşındaki çocuğun peşinden onu istenmeyen bir durum oluşmadan önce lazımlığa yetiştirmek için koşturmak bir blog damarı değil, hayatın önemli bir bileşeni olarak görünüyor. Çünkü cereyan dediğimiz hava olayına dokunmamamız gerekiyor. Adamı hasta edebileceğine dair çok köklü bir inanç var. Fakat çok enteresandır, bir şarkının güzel olup olmadığına karar verme mekanizmamızın yüzde en az atmışı bir önce dinlediğimiz şarkıya göre belirleniyor. İşte o yüzden, hep söylediğim gibi çöplerin gece toplanması bende kronik yorgunluğa yol açıyor ve işte tam da bu yüzden elektrik olayı olan cereyana da dokunmamamız gerekiyor çünkü insanın canı fena yanıyor. Karıncalarla bir ara bunu da konuşmak gerek.

Bak Tellak Efendi, pahalı hurma iyi hurmadır diye bir kural yok, bir kere onda anlaşalım; ama ucuz hurma kötü hurmadır diye bir kural kesin var, asıl onda anlaşalım. Eğer fazla kilolarından kurtulmak istiyorsan bu linkteki adam bir şeyler anlatıyor, ona da bakabilirsin istersen.

Sağlıcakla kal.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...